Bazen bir haber ilk bakışta küçük görünür ama içine girince memleketin başka bir yerine dokunur.
Tokatlı Mehmet Emin Coruşun hikayesi de bana biraz öyle geldi. Adam fotoğraf çekiyor, uluslararası bir yarışmada dünya ikincisi oluyor, Paris’te ödül töreni var ama vize alamadığı için gidemiyor. Sonra ödül Türkiye’ye gönderiliyor, bu kez de gümrük meselesi çıkıyor. İlk yayılan haberlerde “ödül imha edildi” denince milletin tepesi attı. Çünkü olay artık bir plaket meselesi olmaktan çıktı. “Başarı kazanıyorsun, ödülün bile eline ulaşmıyor” duygusuna döndü.
Coruş’un Huawei XMAGE 2025’te yüz binlerce başvuru arasından derece aldığı ve fotoğrafın Tokat’ın Pazar ilçesinde çekildiği aktarılıyor. Yani ortada küçük bir mahalle yarışması yok. Adam gerçekten güzel bir başarı yakalamış.
Teknoloji sayesnde yakaladığı bu başarıyı yine sosyal medyayı kullanarak ödülüne kavuşmayı başardı. Bazen adalet için twit atmak gerekir kilişesi yok mu. Belki de kişişeden ötedir.
Ama işin gümrük tarafına biraz daha soğukkanlı bakmak gerekiyor.
Yurt dışından gelen bir ödülün gümrüğe takılması, işin kuru tarafıyla bakınca imkansız bir şey değil. Dışarıdan gelen her şey gibi o da bir paket. Üzerinde ne yazıyor, kim göndermiş, değeri ne, yarışma ödülü mü, hediye mi; sistem önce bunlara bakıyor. Orada kimse paketi açıp “bu adam emek vermiş, hemen geçsin” diye duygusal karar vermiyor. Keşke hayat bazen bu kadar düz işlese ama işlemiyor.
Ticaret Bakanlığı’nın açıklamasından anlaşılan şu: Yabancı ülkelerde verilen sembolik ödül, kupa, madalya gibi şeyler için gümrük muafiyeti yolu var. Fakat bunun için de o ödülün gerçekten bir yarışmadan geldiğini gösteren belgelerin kargo ya da posta tarafına düzgün ulaşması gerekiyor. Yani iş dönüp dolaşıp yine evraka geliyor. “Bu benim ödülüm” demek yetmeyebiliyor. Sistem belge istiyor.
Bence asıl mesele de burada başlıyor.
Gümrüğün belge istemesi normal olabilir. Normal olmayan şey, bu sürecin vatandaşa bu kadar bulanık görünmesi. İnsan kendi adına gelen ödülün nerede olduğunu, hangi belge gerektiğini, ne kadar bekleyeceğini net anlayamıyorsa orada bir sıkıntı vardır. Bürokrasi bazen kötülükten değil, kötü anlatımdan insanı yorar. Hatta en çok da oradan yorar.
Sonradan yapılan haberlerde ödülün imha edilmediği, bunun bir yanlış anlaşılma olduğu ve plaketin sahibine teslim edildiği belirtildi. Bu iyi tarafı. En azından hikaye “ödül yok oldu” diye bitmedi.
Ama insanların bu habere neden hemen inandığını da görmek lazım.
Çünkü Türkiye’de insanlar gümrük, kargo, belge, bekleme ve “eksik evrak” kelimelerini duyunca zaten geriliyor. Bir telefon kılıfı siparişinde bile insanı uğraştıran sistemin, uluslararası bir ödülde sorun çıkarmasına kimse şaşırmıyor. Asıl üzücü taraf bu. Haberin büyümesi biraz da buradan geldi.
Ben olsam bu olaya sadece “yanlış anlaşılmış” deyip geçmezdim. Ödül imha edilmemiş, tamam. Gümrükte belge süreci var, tamam. Sembolik ödüller için muafiyet yolu da var. Ona da tamam.
Ama bir insan dünya derecesi yapmışsa, ülkesine güzel bir haber taşımışsa, onun ödül süreci daha anlaşılır, daha hızlı ve daha insani ilerlemeli.
Çünkü bazen plaket sadece plaket değildir.
Bazen insanın emeğine verilen cevaptır.
Yorum Yaz