LPG’li araç kullananların kafasını en çok karıştıran şeylerden biri bu: Bir dolumda 320 kilometre gidiyorsun, başka dolumda 280 kilometrede ışık yanıyor. Haliyle insanın aklına hemen kötü ihtimaller geliyor.
“Araba çok mu yakmaya başladı” ??
“Pompa mı az bastı?”
“Gaz mı kötüydü?”
Bana göre burada en büyük hata, LPG deposunu benzin deposu gibi düşünmek. Benzinde de tüketim değişir ama LPG’de işin içine biraz daha fazla değişken giriyor. O yüzden her dolumda aynı menzili beklemek fazla düz mantık oluyor.
Depoya her seferinde aynı LPG girmez
LPG deposu ağzına kadar doldurulan bir kap gibi çalışmaz... Güvenlik için depoda genleşme payı bırakılır. Yani 40 litrelik LPG tankı var diye her dolumda 40 litre almasını beklemek doğru değildir.
LPG tanklarında genelde tank hacminin tamamı kullanılmaz; yaklaşık yüzde 80 dolum sınırı mantığı vardır. Mesela 40 litrelik bir tankın pratikte 32 litre civarında LPG alması bu yüzden şaşırtıcı değildir. Bu pay, LPG’nin sıcaklıkla genleşmesi için bırakılır. Yani depo “eksik doldu” sanılan bazı durumlarda aslında sistem normal çalışıyor olabilir.
Forumlarda da en çok görülen şikayetlerden biri bu. Kimi sürücü “geçen sefer 32 litre aldı, bu sefer 27 litre aldı” diye düşünüyor. Burada hemen arıza var demek doğru olmaz. Pompa basıncı, tankın iç basıncı, hava sıcaklığı, dolum valfi ve şamandıra davranışı bu miktarı etkileyebilir.
Bir de LPG sıcaklık ve basınçtan etkilenen bir yakıt. Yazın, kışın, sabah serininde veya sıcak havada yapılan dolum aynı sonucu vermeyebilir. Bunu bilmeyince insan “aynı parayı verdim, niye aynı kilometre gitmedi?” diye arabaya kızıyor. Halbuki bazen suçlu araba değil, şartların değişmesidir.
Asıl ölçü litre ve kilometre
LPG’de en sağlıklı takip yöntemi bence şudur: Kaç TL ödediğine değil, kaç litre LPG aldığına ve o litreyle kaç kilometre gittiğine bakmak.
Çünkü LPG fiyatı değişir, pompa farklı basar, dolum miktarı oynar. Ama “30 litre ile 300 km gittim” demek daha anlamlıdır. “500 liralık gaz aldım” tek başına fazla bir şey anlatmaz. Parayla menzil hesabı yapılır ama arızayı anlamak için asıl iş litre ve kilometrededir.
İşin bir de yol tarafı var. Şehir içinde kısa mesafe, soğuk motor, dur-kalk trafik, klima, yokuş, fazla yük, lastik basıncı ve sürüş tarzı menzili ciddi değiştirir. Aynı araç uzun yolda sakin kullanımla daha iyi değer verirken, şehir içinde kısa kısa kullanıldığında insanı üzebilir. LPG burada sihirli değnek değil; sadece daha ekonomik bir yakıt türü.
Kışın bir ayrıntı daha var. Sıralı LPG sistemlerinde araç genelde önce benzinde çalışır, motor ısınınca LPG’ye geçer. Kısa mesafe kullanıyorsan araç LPG’ye geçene kadar yolun bir kısmını zaten benzinle gitmiş olabilirsin. Bu da toplam yakıt hesabını karıştırır.
Ne zaman şüphelenmek gerekir?
Bir dolum kötü çıktı diye hemen ustaya koşmak bana göre gereksiz panik. Ama aynı kullanımda birkaç depo üst üste menzil belirgin şekilde düşüyorsa o zaman iş değişir. LPG ayarı, filtre, enjektör, regülatör, buji, bobin, oksijen sensörü veya lastik basıncı gibi konulara baktırmak mantıklı olur.
LPG göstergesine de fazla güvenmemek lazım. Bazı araçlarda o gösterge fikir verir ama milimetrik ölçüm yapmaz. Hatta bazen falcı gibi davranır; bir anda düşer, bir süre hiç kıpırdamaz. Arabanızı tanıdıkça göstergesini de tanırsın zamanla.
Ben olsam tek doluma bakarak karar vermem. Aynı istasyondan birkaç dolum yapar, her seferinde litreyi ve kilometreyi not ederim. Şehir içiyle uzun yolu da aynı kefeye koymam.
LPG’de mesele “bu depo niye az gitti?” sorusuna tek dolumla cevap vermek değil. Mesele, alışkanlığı görmektir.
Bir depo şaşırtabilir.
Birkaç depo gerçeği söyler.

Yorum Yaz