Evde bir şey çalışmayınca artık ilk soru bazen “bozuldu mu?” olmuyor.
“İnternetten mi?”
Bu cümle yeni ev düzenini iyi özetliyor. Televizyon açılmıyor, internetten mi? Robot süpürge odasını bulamıyor, internetten mi? Kamera bildirim göndermiyor, internetten mi? Akıllı ampul tepki vermiyor, yine internetten mi?
Eskiden evde bir eşya sorun çıkarınca ya fişine bakardık ya düğmesine. En fazla kumanda aranırdı. Şimdi bazen modem ışığına, uygulma hesabına, Wi-Fi şifresine ve cihazın “çevrimdışı” olup olmadığına bakıyoruz.
Ev sahibi miyiz, yoksa evdeki küçük teknoloji ekibinin nöbetçi sorumlusu muyuz, insan arada karıştırıyor.
Evde görünmeyen bir nöbet var
Akıllı cihazların güzel tarafı belli. Televizyonda uygulama açmak kolay. Robot süpürgenin kendi kendine çalışması iyi. Kamerayı uzaktan görmek işe yarıyor. Bazı işler gerçekten pratikleşiyor.
Ama bu pratikliğin yanında sessiz bir bakım işi de geliyor.
Modem arada toparlanacak. Uygulama güncellenecek. Hesaba tekrar giriş yapılacak. Telefon değişince bazı cihazlar yeniden tanıtılacak. WiFi şifresi değiştiyse evdeki küçük cihazların bir kısmı küsecek. Bir tanesi uygulamada görünmeyecek. Diğeri “çevrimdışı” yazacak.
İşin komik tarafı, bunların çoğu ev işi gibi görünmüyor. Çöp atmak değil, bulaşık değil, ampul değiştirmek değil. Ama zaman yiyor. Kafa yiyor. Bazen de insanın akşam keyfini yiyor.
Evde çay içeceğiz derken modeme bakıyoruz.
Bu biraz tuhaf.
Kolaylığın küçük hesabı
Modern evde bazı şeyler kolaylaştı, buna itirazım yok. Bir filmi açmak eskisine göre kolay olabilir. Dışarıdayken kameraya bakmak iyi hissettirebilir. Robot süpürgenin evi dolaşması, özellikle yoğun günlerde ciddi rahatlık.
Ama artık evde sadece priz, kablo, kumanda yok. Hesap var, şifre var, uygulama var. Bir de bunların ara sıra “beni unutma” diyen hali var.
Bir cihaz aldığını sanıyorsun, yanında ufak bir yönetim paneli de geliyor.
Bu panelin adı bazen telefon uygulaması, bazen bulut hesabı, bazen modem arayüzü. Adı ne olursa olsun, sonuç benzer: Evdeki bazı eşyaların çalışması için onları ara ara yoklaman gerekiyor.
Eskiden ev sahibi olmak biraz daha somuttu. Anahtar sende olurdu, ev senindi. Şimdi evdeki bazı şeyler için anahtar hâlâ sende ama anahtarlığın yarısı şifreye, yarısı uygulama hesabına bağlanmış gibi.
Fazla dramatik anlatmak istemem ama durum biraz böyle...
Basit iş, uzun yol
Bir ışığı açmak istiyorsun. Normalde basit iş. Anahtar var, basıyorsun, yanıyor.
Akıllı tarafta ise bazen işin arkasında daha uzun bir yol var. Ampul bağlı mı, telefon aynı ağa mı bağlı, uygulama oturumu duruyor mu... Bir anda ışık yakmak küçük bir bağlantı meselesine dönüşüyor.
Bunların hepsi her gün yaşanmıyor tabii. Her cihaz da böyle nazlı değil. Ama insanın evinde bir şey aksayınca artık ihtimaller çoğaldı. Sorunun nerede olduğunu anlamak bile küçük bir teşhis işi.
Televizyon uygulaması açılmadığında televizyon mu sorunlu, internet mi, uygulama mı, hesap mı, yoksa o gün hizmetin keyfi mi yok, anlamak gerekiyor. Bir ara evde kanal çekmiyor derdik, şimdi bazen uygulama oturumu açmıyor.
Çağ değişti, dertlerin menüsü de değişti.
Evde teknoloji sayısı arttıkça bu işler tek tek küçük kalsa da toplamda büyüyor. Bir cihaz için şifre, bir cihaz için eşleştirme, bir cihaz için bildirim ayarı. Tek başına bakınca hiçbirinin adı büyük iş değil. Toplanınca evin içinde görünmeyen bir kontrol listesi oluşuyor.
İnsan bazen kendi evinin sistem yöneticisi gibi davranıyor.
Gayriresmî destek hattı
Burada “akıllı cihaz almayalım, her şeyi eski usul yapalım” demiyorum. Zaten öyle bir hayat da pek kalmadı. Ayrıca bazı cihazlar gerçekten işe yarıyor. Bir robot süpürgenin düzenli çalışması, uzaktan kamera kontrolü, televizyonun uygulamalarla zenginleşmesi kötü şeyler değil.
Benim takıldığım yer başka.
Kolaylık diye aldığımız bazı şeyler, evin içine küçük teknik sorumluluklar bırakıyor. Bunlar çoğu zaman ürünü alırken pek görünmüyor. Kutuda “bu cihaz haftada bir morlinizi yoklayabilir” yazmıyor. “Wi-Fi değişirse beni tekrar tanıtmanız gerekebilir” yazsa belki insan daha hazırlıklı olurdu.
Bir de evde bu işlerden biraz anlayan biri varsa, bütün cihazlar sonunda ona bakıyor. Televizyon açılmadı mı ona sorulur. İnternet yavaş mı ona bakılır. Kamera bildirim mi göndermiyor, yine o. Bir süre sonra insan evde yaşayan biri olmaktan çıkıp, evin gayriresmî destek hattına dönüşüyor.
Üstelik maaş da yok.
Ev akıllandı, biz de meşgul olduk
Akıllı ev fikri kağıt üstünde güzel. Ev senin yerine bazı şeyleri düşünsün, sen rahat et. Fakat bazen ev rahatlatmak yerine senden ilgi istiyor. Güncelleme istiyor. Şifre istiyor. Bağlantı istiyor. Uygulamada onay istiyor.
Bu yüzden mesele sadece cihazların akıllı olması değil. O aklın bakımının kime kaldığı.
Bana göre modern evdeki küçük tuhaflık burada. Teknoloji bazı işleri azaltıyor, bazılarını da kılık değiştirip geri getiriyor. Süpürge kendi geziyor ama bazen haritasına sen bakıyorsun. Televizyon içerik dolu ama şifre yine sende. Kamera görüyor, tamam; bildirim ayarını da yine sen kurcalıyorsun.
Yani ev rahatladı belki, ama ev sahibi biraz daha meşgul oldu.
Eskiden evde bir şey bozulunca “usta çağırırız” derdik. Şimdi önce modeme bakıyoruz, sonra uygulamaya, sonra hesaba. Usta hâlâ var ama bazen ondan önce evin küçük sistem yöneticisi devreye giriyor.
O kişi çoğu zaman biziz.

Yorum Yaz