Zabıt katibi adaylarının bitmeyen çilesi

29 Kasım 2011 Salı · 20:35

Zabıt katibi olmak isteyenlerin yaşadığı sıkıntıyı en iyi bu yoldan geçenler bilir...

Ben de zamanında bu sınava girdim. Ankara’ya umutla gitmiştim. Yargıtay Başkanlığı’nın zabıt katipliği sınavından iyi bir sonuçla döner miyim diye düşünüyordum ama elim boş döndüm.

İşin yorucu tarafı sadece sınav değildi. İnsan günlerce hazırlanıyor, yol gidiyor, masraf yapıyor, umut bağlıyor. Sonra her şey birkaç dakikalık mülakatın içine sıkışıyor. Bana da mülakatta yaklaşık bir dakika içinde hızlı hızlı dört beş soru soruldu. Bazılarını doğru düzgün anlayamadım bile. Daha ne olduğunu kavramadan süreç bitmişti.

Zabıt katipliği dışarıdan bakınca sadece “klavye sınavı” gibi görünebilir. Ama o kapıya gidene kadar, insanın kafasında başka şeyler de oluyor. Yoluydu, masrafıydı, sonucu ne olacak düşüncesiydi derken zaten bir yükle giriyorsun. Hele bir de sorular adayın mesleki yeterliliğinden çok şaşırtmaya yönelik olunca insan ister istemez sorguluyor.

Aday gerçekten katiplik yapabilecek mi, hızlı yazabiliyor mu, dikkatli mi, işe yatkın mı? Bence asıl bakılması gereken şey bunlar olmalı. Yoksa bir dakikada peş peşe sorulan sorularla insanın ne kadar ölçüldüğü tartışılır.

O yüzden bu iş dışarıdan göründüğü kadar basit değil.... “Sınava girersin, yazını yazarsın, mülakata çıkarsın” diye düz anlatılıyor ama o süreci yaşayan bilir. Bazı şeyler kâğıt üstünde kolay duruyor, insanın içinde ise hiç öyle işlemiyor.





Yorum Yaz