Life of Pi - Pi'nin Hayatı Filmin Konusu ve Dikkatimi Çeken Yanları

21 Ocak 2013 Pazartesi 21:12


Life of Pi, türkçesi Pi'nin Yaşamı... Film fragmanını izleyenler okyanusun ortasında küçük bir teknede genç bir hintli çocuğun bir zebra, bir sırtlan, bir maymun ve birde kaplanla hayat savaşı verdiğini göreceklerdir. Emini ki filmin tamamını izleyenlerde teknedeki heyecana kendilerini kaptıracak ve hiç sıkılmadan izleyecektir. Evet bende soluksuz bu sahneleri izledim ama benim dikkat çekmek istediğim konu Pi'nin hayatı... ve hindistanlı kahramanın hayatı bu tekne macerasıyla sınırlı kalmıyor.

Pi genç yaşta dinleri sorgulayıp din arayışına giriyor, Pi hem Hristiyan, hem Müslüman, hem Hindu dinlerine inanıyor hemde üniversitede Yahudi ruhaniliği Kabala konusunda ders veriyordu. Pi bütün dinleri seviyor onların insanlık için var olduğuna inanıyordu.

Filmin Son Bölümünden Alıntı - Pi'nin Sözleri

Günlerce süren Richard Parker adındaki bir kaplanla deniz yolculuğunda tanrının kendisini terketmediğini onu izleyerek ona yol gösterdiğine inanıyordu.

Tanrı beni terk etmiş gibi gözükse de, izliyordu. Acılarıma kayıtsızmış gibi gözüktüğü zamanlar da bile, izliyordu. 

Kurtulma ümidim kalmadığında, beni dinlendirdi.Yolculuğa devam etmem için mesaj verdi. Bir süre sonra Meksika sahillerine ulaştık. Filikayı bırakmaya korkuyordum. Gücüm kalmamıştı, çok halsizdim. Kurtuluşa bu kadar yakınken, 50 santimlik sudan korkuyordum, boğulabilirdim. Güç bela sahile çıkıp kendimi kumlara bıraktım. Kumlar, yüzümü tanrının yanaklarına bastırmışım gibi, sıcak ve yumuşaktı. Bir yerlerde, beni orada gördüğü için gülümseyen iki göz vardı sanki. Çok yorgundum, zorlukla hareket edebiliyordum.

Richard Parker benden önce davrandı. Ayaklarını gerdi ve sahil boyunca yürüdü. Ormanın sınırında durdu. Dönüp bana bakacağından emindim. Kulaklarını başına doğru yatırıp...ilişkimize bir şekilde son verecekti. Ama doğruca ormana doğru koştu. Sonrasında, beni hayatta tutan vahşi yoldaşım Richard Parker...sonsuza dek hayatımdan çıkıp gitti. 

Bir kaç saat sonra kendi türümden biri beni buldu ve...gidip beni taşıyacak bir grubu getirdi. Çocuk gibi ağladım. Gerçi kaybetmiştim ama hayatta kalmaktan kendimi kaybetmekten değil...Richard Parker beni selamsız sepetsiz terk ettiği için ağlıyordum. Kalbimi kırmıştı, babam haklıydı. Richard Parker beni hiç arkadaşı olarak görmemişti. Yaşadığımız bunca şeyden sonra, arkasına dönüp bakmadı bile. O gözlerde, yansımamın bana bakıyor olmasından öte bir şeyler olduğuna...inanmaya mecburum.  Bunu biliyorum, hissettim. İspatlayamazsam bile bunu hissettim. 

Ailemi, hayvanat bahçesini, Anandi'yi, çok şeyi geride bırakmıştım. Sanırım, eninde sonunda tüm yaşananlar bir şekilde kabulleniliyor...ama onlarla vedalaşma fırsatını bulamamış olmak...içimi her zaman acıtacak. 

Babama, ondan öğrendiğim şeyler için hiç teşekkür edemedim. Verdiğin dersler olmasa...asla hayatta kalamazdım, diyemedim. Richard Parker'ın kaplan olduğunu biliyorum ama... ...keşke ona "Bitti, kurtulduk!" diyebilseydim. "Hayatımı kurtardığın için teşekkür ederim.

Seni seviyorum Richard Parker...

Bu başyapıt filmi izlemenizi tavsiye ederim.





Leave Comment